Annem

 Karların Altından Güneşe Yürüyen Bir Kardelen: Zahide Annem

Annem, bir 1 Mayıs günü Doğu’nun o beyaz örtüyle kaplı topraklarında dünyaya merhaba demiş. Baharın müjdecisi olan o ilk kardelenlerden biriymiş aslında. Ama bilirsiniz, o coğrafyanın kışı sert, karı metrelerce olur. O minicik kardelen, üstündeki o ağır beyaz tabakayı delip de bir türlü gün yüzüne, güneşine kavuşamamış o ilk yıllarda.

Kendi annesi çalıştığı için dört erkek kardeşiyle ilgilenmek ona düşmüş; kendi çocukluğunu bir kenara bırakıp küçük yaşta kardeşlerine kol kanat germiş. O dönemlerde "kız çocukları okumaz" dedikleri o aşılması güç duvarlara çarpmış hayalleri. Okula gidememiş ama okuma hevesi içinden hiç sönmemiş. Sırf o okul havasını solumak için her gün bıkmadan usanmadan arkadaşlarının okul çantalarını taşımış. Kendi defteri, kitabı olmasa da o çantaların ağırlığı ona umut olmuş.

Eğitim almamıştı ama zekasıyla harikalar yaratırdı. Biz okuldayken, hiçbir eğitim almadığı halde matematik derslerimize yardım eder, o karmaşık sayıların içinden ustalıkla çıkardı. Hayat onun için hep bir koşturmaca içinde akmış; 14’ünde evlenmiş, henüz 17 yaşındayken kucağına ilk bebeğini almış. Öyle erkenden büyük sorumluluklar almış ki, gelin geldiği evin kapısında bile aklı hala dışarıda seksek oynamakta, ip atlamaktaymış. 28 yaşına geldiğinde artık dört çocuk annesi, koca bir evin tüm yükünü omuzlayan direği olmuş. Ama o "kardelen" ruhu asla pes etmemiş. Ne zaman bir okuryazarlık kursu açılsa, evdeki işini gücünü bırakıp en önde o gitmiş. "Ben gidemedim ama çocuklarım gitsin, kızlarım okusun ve kendi ayakları üzerinde duran güçlü kadınlar olsun" diyerek ömrünü bizlere adamış.

Bugün o kardelen, o metrelerce karı azmiyle eritti. Kız kardeşim üniversiteyi bitirdi, muhasebeci oldu. Ben belediyede yıllarca çalışıp emekli oldum, abim de emekliliğine ulaştı. Erkek kardeşim ise hala çalışmaya devam ediyor ve annemin o hiç bitmeyen eğitim aşkını bugün kendi kızına taşıyor. Hepimiz, annemin o zor günlerde kurduğu hayallerin gerçekleşmiş haliyiz.

Şimdilerde annem, emekliliğin huzuru içinde yaşayamadığı çocukluğunu torununda yaşıyor. Onunla hala saklambaç oynuyor, oyunlarına eşlik ediyor. Torununu okula hazırlarken o eski heyecanla çantasını sırtlıyor. Bu kez sadece yardım etmek için değil; "torunumun beli ağrımasın" diye o hiç bitmeyen okul özlemiyle taşıyor o yükü.

Adı Zahide... Ne zaman o meşhur "Zahidem" türküsünü duysam, içimden derinden bir sızı akar. O sızıda hem annemin yarım kalan çocukluğu hem de bizim için erittiği o koca kışın yorgunluğu vardır. Annem, o gün yüzüye çıkamayan kardelenin aksine, bütün imkansızlıkları tek başına eritip hem kendi güneşini hem de bizim aydınlık geleceğimizi yaratan en güçlü kadın.

Sizin de hayatınızda; kendi çantasını taşıyamamış ama sevdiklerinin yükünü hafifletmek için ömrünü adamış, karlar altından güneşine yürüyen o güçlü kadınlardan biri var mı?


Doğum Günü Işığı

"Bugün 1 Mayıs... Sen, o metrelerce karın altından başını uzatıp bize baharı getiren ilk kardelensinsin. Hayatın boyunca başkalarının yükünü omuzladın, başkalarının çantalarını taşıdın; ama bugün sıra bizde. Senin erittiğin o karların üzerinde şimdi bizler, senin sayende dimdik yürüyoruz.

İyi ki doğdun Zahide Annem... İçindeki o seksek oynayan küçük kız çocuğu hiç büyümesin, o matematik dehan ve torununla oynadığın saklambaç neşen ömrün boyunca ışığın olsun. Ne zaman 'Zahidem' türküsü çalsa, o sızı artık yerini seninle duyduğumuz sonsuz gurura bıraksın.

Karlar bitti, kış bitti... Şimdi senin güneşlenme vaktin. İyi ki varsın!"

 💬 Uzağa Bakınca’dan bir kesit daha bitti.

Işıkta, anda ve sevgide kalman dileğiyle...

Az ama öz.

Yorumlar

Adsız dedi ki…
🫶💐❤️çok güzel bir yazı yüreğine sağlık mutlu sağlıklı uzun yaşlara ❤️🫶🎂
Adsız dedi ki…
Bu güzel hikaye, ebeveynlerimize saygı duymayı, fedakarlıkları için minnettar olmamızı ve hayatımızda onların örneğini takip etmemizi öğretiyor, hayatın karı gibi karla tamamen boğulmuş hissetsek bile

Bu blogdaki popüler yayınlar

Neden “R’siz Ama Renkli”?

Çantamdaki Editör

Kasalarla Gelen Anılar