Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Köklendiğin Yerden Kaçmak Kolay mı?

Resim
​ ✍️ “İstanbul’da eskiyiz yani… ama rüzgâra da darılmadık.” Geçen yüzyılın başında dedem anlamış… bulunduğu topraklarda köklenemeyeceğini. Orada çınar olamıyormuş. Güneşini kapatan başka çınarlar varmış. Fırat’ın suyu bile ulaşamamış köklerine. Bir kuşun ağzına saklanıp, ya da rüzgârın peşine takılıp köklenebileceği, kendini ait hissedeceği bu topraklara gelmiş. Bir gelmiş ki… başını göğe kaldıran bir çınara dönüşmüş. Bir gelen, sekiz olmuş. Gelinler, damatlar, torunlar… hepsi o çınarın gölgesinde toplanmış. İstanbul’da eskiyiz yani… Bir binanın temeli değil sadece, bir hikâyenin sabrıyız biz. Sokak aralarında izi kalan bir göçün, bir çınarın gövdesiyiz. Çünkü bazı kökler, toprağı değil zamanı tutar. Ve şimdi ben düşünüyorum: Aynı kökten gelen herkes, aynı yerde mi kalmalı? Yapabilir miyim aynısını? Bende de var mı o cesaret? Bu çınarın bir kolu burada… Peki bir kolu da başka bir diyarda yeşersin mi? ⸻ 💬  Uzağa Bakınca'dan bir kesit daha bitti...

Bugün Bayram…

Resim
​  ✍️  Bayram Bu Yıl Başka Geldi Ramazan gelince zaten evlerde bir hareketlilik olur. Ama bu Ramazan farklıydı. Bizim evdeki hareket… ilk defa annem ve babam evde olmadan kurulan sahur ve iftar sofralarıydı. Babamın hastalığı sebebiyle… babamın yanında, hastanede geçen bir Ramazan’dı. Ama bayrama yaklaşırken… taburcu oldular. Ve sanki eve bayram biraz erken geldi. Arifeden… son hazırlıklar yapıldı. Baklavalar açıldı, pişirildi… Misafirler için hazır hale geldi. Ama bu sefer sadece bir hazırlık değildi bu. Bir dönüş, bir nefes, bir şükürdü. Bazı bayramlar… takvimde yazdığı gün gelmez. Daha önce gelir. Sessizce… ama tam kalbin ortasına. ⸻ 💬  Uzağa Bakınca'dan bir kesit daha bitti. Işıkta, anda ve sevgide kalman dileğiyle... ✨Az ama öz.

Bu Hafta Yazı Yazmayı Unuttum

Resim
​   ✍️Bazen insanın yazacak çok şeyi olur ama yazmayı unutur. Hayatın küçük koşturmacaları, planlar, mesajlar, vizeler, bavullar… Bir bakarsın hafta bitmiş. Ve blog yazarı bir anda fark eder: “Biz bu hafta yazı yazmadık.” Son günlerde kafamın içinde çok şey dolaşıyor. Beklenen vizeler… Yaklaşan bir yolculuk… Bavul listeleri… Kurulan planlar… İnsan düşünürken bile yoruluyor. Ama bir şey fark ettim. Bütün bu planların içinde aslında yazı var. Çünkü benim hayatımın en güzel tarafı şu: Yaşadıklarım bir gün mutlaka yazıya dönüşüyor. Eskiden yazı yazmak için özel anlar beklerdim. Sessiz bir masa. Taze bir kahve. Düzgün bir plan. Şimdi öyle değil. Bazen yazı, bir yolculuğu düşünürken geliyor. Bazen bir bavulun içinde. Bazen de gece telefona yazılmış birkaç kelimede. Blog yazmak biraz günlük tutmak gibi. Ama biraz da hayatı yakalama çabası. Çünkü bazı anlar yazılmazsa uçup gidiyor. Ben de bu yüzden yazıyorum. Hatırlamak için. Bu hafta yazıyı un...