Kazıklı Günlükleri – Beleş Kamp Günlüğü


 ✍️Bir tatilin satırlara düşen serüveni


Kazıklı’da geçirdiğim günler, bana hayatın en sade ama en derin huzurlarını hatırlattı. Bazen bir horozun sesiyle, bazen kahve kokusuyla, bazen de kahkahalarla doldu defterim.


📖 İşte gün gün notlarım:



1. Gün – Yol Yorgunluğu


Bugün bütün günüm yolda geçti. Yol bitmek bilmedi, bedenim de ruhum da yoruldu. Tatilin ilk günü, aslında varışın ağırlığıyla geçti.



2. Gün – Maviye İlk Adım


Sabah 07.00’de uyandım. 6–7 dakikalık bir yürüyüşün sonunda karşıma çıkan mavilik, tüm yorgunluğumu unutturdu. Yolumun kenarında çiftçiler vardı: domatesler, biberler… Tarladan yeni kopmuş sebzelerin kokusu tuza karışıyordu.



3. Gün – Kahveli Sessizlik


Sabah altıda bahçeye çıktım. Güneşin ilk ışıklarıyla aydınlanan gökyüzü tertemizdi. Evde herkes uyuyordu, elimde kahve vardı. Cırcır böcekleri hâlâ uykudaydı; ortalık sessizdi.



4. Gün – Dalmaçyalılarla Yüzmek


Yatak odamın penceresinden bakınca manzara masal gibiydi. Sabah serindi ama iki dalmaçyalı köpekle beraber yüzdük. Denizin dibi balıklarla doluydu; üstünde martılar uçuyordu.



5. Gün – Elif’in Deniz, Benim Tembellik Günüm


Bugün sabah denize gitmedim. Hava çok sıcaktı, biraz tembellik günü ilan ettim. Elif sabahın ilk ışıklarıyla denize gitti; dönüşte gelip bana katıldı.



6. Gün – Huzurdan Maceraya


Sabah kuş sesleriyle uyandım. Kahvemi aldım, salıncağa uzandım; huzuru kokladım. Gün yeni başlamıştı ama planımız dünden hazırdı: kahvaltıdan sonra Elif’le Pamukkale’ye gideceğiz.



7. Gün – Horozlarla Balonlu Günaydın


Sabah 05:30’da Denizli’nin horozları uyandırdı bizi. Saat 07:00’de gökyüzü balonlarla doluydu. Babamın 23 Ağustos 1965’te burada askerlik yaptığını hatırlayınca gün daha da anlamlı oldu.



8. Gün – Çeşme Burnu Günü


Bugün burnum bozuk bir çeşme gibi akıyordu. Sanırım küçük bir griple tanıştım. Tatilin sürprizlerinden biri de bu oldu.



9. Gün – Doğanın Döngüsü


Sabah hafif bir esintiyle uyandım. Taze süt getirdiler. O sütün sahipleri, yani inekler ve köyün doğal döngüsü… İstanbul’da olsam tezek kokusu rahatsız ederdi ama burada doğanın parçası gibi geldi.



10. Gün – Denizle Baş Başa


Bugün sadece deniz ve ben vardık. İkimiz de yalnızdık sandım. Sonra yüzmeye başladım. Denizin dibi balıklarla doluydu, üstünde martılar uçuyordu. Deniz hiç yalnız kalmaz. Asıl yalnız olan bendim.



11. Gün – Kazların Kahvaltı Saldırısı


Sabah kahvaltımız hiç beklenmedik misafirlerle başladı: kazlar! İçlerinden biri liderdi, diğerlerini yönlendiriyordu. Annem kahvaltımızı korumak için epey mücadele etti. Bizse gülmekten kendimizi alamadık.



12. Gün – Sessiz Bir Gün


Bugün yazacak bir şey bulamadım. Belki de tatilin asıl güzelliği bu: hiçbir şey yapmadan denizi seyretmek.



13. Gün – Son Veda


Denizle vedalaştım, güneşin son ışıklarıyla… Bir tatil biterken, içimde yeni bir hikâye başlıyordu.


💬 Uzağa Bakınca'dan bir kesit daha bitti.

Işıkta, anda ve sevgide kalman dileğiyle...

✨Az ama öz.

Yorumlar

Adsız dedi ki…
👏👏👏

Bu blogdaki popüler yayınlar

Neden “R’siz Ama Renkli”?

Çantamdaki Editör

Kasalarla Gelen Anılar