Ağustos Böceği Olmak

 



✍️ Ağustos böceği olmak istiyorum.



Ağaçtan ağaca atlayıp şarkı söylemek.

Sadece var olmak…

Çünkü sonunda hepimiz öleceğiz zaten,

neden karınca olalım?


Yıllarca çalıştım, sabahları saat çalmadan uyanamazdım.

Planlar yaptım, sorumluluklar taşıdım.

Kendimi hep karınca gibi yaşamışım.

Taşımışım, biriktirmişim…

Ama şarkı söylemeyi unutmuşum.


Şimdi sabahları ağustos böceklerinin sesiyle uyanıyorum.

Denize nazır bir salıncakta, kahvem elimde,ağaçların arasında yankılanan o tanıdık “cırr cırr” sesleriyle huzur buluyorum.

Hiçbir şey yapmadan geçen bir gün,

en kıymetli günüm oluveriyor.


Dünya hızla değişiyor.

Robotlar geliyor, gelecek bilinmezliklerle dolu.

Belki hepimiz bir gün birer “ağustos böceği” olacağız…

Ama o böcek en azından doğanın bir parçası.

Şarkısını söyleyip doyuyor.

Biz neyle doyacağız?


Bu yaz, ağaç gölgesinde dinlenmeyi seçtim.

Ve galiba ilk kez…

Gerçekten yaşadığımı hissettim.


🔸 Zavallı Ağustos Böceği

Meğer o şarkılarla vedasını söylüyormuş.

Aşkı çağırırken, kendi sonunu da hazırlıyormuş.

Belki de yaşamak tam olarak bu:

Şarkını söylerken, her anı dolu dolu yaşamak…

Ve sonunda, doğanın koyduğu sınırda durmak.



💬 Uzağa Bakınca'dan bir kesit daha bitti.

Işıkta, anda ve sevgide kalman dileğiyle...

✨Az ama öz.

Yorumlar

Adsız dedi ki…
👏👏👏👏🫶🫶🫶🫶

Bu blogdaki popüler yayınlar

Neden “R’siz Ama Renkli”?

Çantamdaki Editör

Kasalarla Gelen Anılar